Endometriozis nedir, niçin oluşur?

Endometriozis, normalde rahim içinde bulunan dokuya benzer dokunun, rahim dışında yerleşmesi durumudur. Rahim içindeki doku, ‘endometrium’ olarak adlandırılırken, rahim dışında bulunduğunda ‘endometriozis’ olarak adlandırılır.

Endometriozis gelişiminde dört ana teori mevcuttur. Bunlardan en çok kabul göreni, menstruasyon kanamasının ve onunla birlikte endometriumun fallop tüplerinden karın boşluğuna geri dökülmesi teorisidir. Böylece alt karın boşluğunda (pelvis) dökülen endometium dokularından endometriozis gelişir. Bu retrograd menstruasyon teorisidir. Bunun yanında, başka teorilerde bulunmakta ve endometriozis gelişimine yatkınlık gösteren genetik değişiklikler de saptanmaktadır.

Endometriozis, gebe kalmaya engel midir?

Endometriozis gebe kalmayı zorlaştırabilir. Bunun temel sebebi, gebelik gerçekleşmesi için fonksiyonlarına ihtiyaç duyulan yumurtalık ve tüplerin, endometriozis nedeniyle zarar görmüş olma ihtimalleridir. Yine de, endometriozisi olan birçok kadın, kendiliğinden gebe kalabilmektedir. Gebe kalındıktan sonra, endometrioizisin hamileliğe bir zararı yoktur. Hamilelik durumu ise, çoğu zaman endometrioize bağlı şikayetleri hafifletir.

Çikolata kistim var, ameliyat olmalı mıyım?

Bazı kadınlarda, endometriozis içeren yumurtalık kistleri gelişebilir. Bu kistlere endometrioma (çikolata kisti) denir. Endometriomaların çikolata kisti nedeniyle adlandırılmasının sebebi, kistn içinin sıvı çikolataya benzeyen eskimiş kanla ve endometrioizsle dolu olmasıdır.

Endometriozis ön tanısı koyduğumuz hastalarda, birçok tedavi seçeneğimiz vardır. Hangi tedavinin seçileceğini ise, hastanın ilerideki gebelik planı, şikayetleri ve kist içerisinden ara tümör ya da kötü huylu tümör çıkma ihtimali gibi kriterler belirler. Şu durumlarda, sizin için verrahi iyi bir seçenek olabilir:

  • Belli alanda bulunan hassasiyet ve ciddi ağrı
  • İlaç tedavisi denenmesine rağmen şikayetlerde azalma elde edilememesi
  • Kitlenin görünümünün şüphe içermesi
  • Gebe kalınmakta sorun yaşanıyor ve bu sorunun kaynağı endometriozis düşünülüyorsa

En iyi kararı, hekiminiz önerileri doğrultusunda, beraber muayene sonrasında vereceksiniz.

Endometriozis nedeniyle ameliyatın gerekliliğine karar vermek ve ameliyatın özenli yapılması, yumurtalık rezervini korumak için oldukça önemlidir. Ameliyat yöntemi olarak, laparoskopi (kapalı ameliyat), her zaman ilk seçeneğimizdir.

HPV nedir? Nasıl bulaşır? Kondom, bulaşı engellemede yeterli midir?

Human (İnsan) Papillomavirüs (HPV), cilt temasıyla bulaşan bir virüstür. 100’den fazla farklı tipi vardır. Genellikle cinsel kontakt ile bulaşır. Bu, vajinal ilişki olabileceği gibi, oral seks, anal seks veya genital alanı içeren herhangi bir temasla (ör: elden genital alana) olabilir. Cinsel bulaş, HPV için %100 geçerli olmayabilir. Kondomlar, cinsel yolla bulaşan birçok enfeksiyonu engellerken, HPV’den tamamen korunmayı sağlamaz. Çünkü genital bölgenin tamamını sarmamaktadır.

HPV, Sadece Cinsel İlişkiyle mi Bulaşır?

HPV, insanlarda en sık cinsel yolla bulaşan virüstür. HPV’nin non-seksüel bulaşı, daima tartışma konusu olmuştur.

Yeni kazanılan HPV enfeksiyonuyla ilgili yapılan çalışmalarda, HPV’nin ilk cinsel ilişkiden kısa bir zaman sonra vücuda girdiğini göstermiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, üniversitede okuyan ve ilk kez cinsel ilişkiye giren kadınlarda yapılan prospektif bir çalışmanın sonucunda, HPV’nin 24. ayda kadınların %40’ında pozitifleştiğini göstermiştir. HPV (+) olguların da %10’unda HPV 16 izole edilmiştir.

Yine de, HPV’nin cinsel ilişki dışında da bulaşabildiğini biliyoruz.

Dış Ortamdan Bulaş

Hemen hemen her zaman cinsel ilişkiyle bulaşsa da, HPV, stabil kapsidi nedeniyle dış ortama dayanıklı nadir virüslerdendir. Dış yüzeylerde enfeksiyöz yapısını koruyabilir. Hatta, sık kullanılan dezenfektanlara karşı dayanıklıdır. Virüs dış ortamlara, dökülen epitel hücreleriyle bulaşır. Dış ortamda HPV’nin kuruluğa karşı dayanıklılığını test eden bir çalışmada, HPV’nin oda ısısında 3. günde %50 infektivitesini koruduğu gösterilmiştir. Bu data, HPV’nin non-seksüel bulaş riskini ortaya koymaktadır.

HPV 16’nın, sık kullanılan 11 dezenfektana maruziyetini araştıran bir çalışma ilginç sonuçlar vermiştir. Öncelikle, hastanelerde yaygın olarak kullanılan geniş antimikrobiyal olan glutaraldehite bakacak olursak (glutaraldehitin adenovirüs, parvovirüs, enterovirüslere karşı etkin olduğu gösterilmiştir), HPV, glutaraldehitin etkilerine rezistan kalmayı başarmıştır. Glutaraldehitin alternatifi olarak kullanılan ortofitalaldehit de HPV 16’ya karşı tam etkinlik gösterememiştir. Etanol ve izopropanol gibi alkol bazlı dezenfektanlara karşı da HPV, dayanıklı kalmıştır. HPV, nihayet, hipoklorit ve perasetik asite karşı duyarlı bulunmuştur. Burada önemsenmesi gereken noktalardan biri şudur: el dezenfektan sistemleri, HPV’nin bulaşını efektif olarak önlememektedir.

Nozokomiyal bulaşlar, birçok virüs enfeksiyonu için oldukça yaygındır. HPV’nin hastane kaynaklı bulaşında, önemli potansiyel yol, transvajinal ultrason problarıdır. HPV barındıran vajinal problar, muayene esnasında serviks ve vajina ile temasta olacağı için bulaştırmaya adaydırlar. Problar üzerinde HPV DNA bakılan çalışmalarda, sadece HPV DNA değil, aynı zamanda serbest virionların da varlıkları gösterilmiştir. Problar, hastalar arasında temizlense de, geniş sterilizasyon özellikle de aletin hassasiyeti düşünüldüğünde sıkça uygulanmamaktadır. Her hasta için muayene esnasında prob üzerine kılıf (prezervatif, eldiven,…) yerleştirilir. Fakat, bu kılıfların perforasyon ihtimali %9’lara dek varmaktadır.

Jinekoloji polikliğindeki aletler üzerinde yapılan bir çalışmada, aynı günün sabahı ve akşamında, aletlerin içerdiği HPV ve tiplerine bakılmıştır. Muayene masası, kolposkop, muayene lambası, klozet kapağı ve sifon, bakılan bazı aletlerdendir. Bu belirttiğimiz aletlerin hiçbirinde sabah 08:30’da HPV saptanmazken, akşamüstü 16:30’da hepsinde HPV saptanmıştır. En çok saptanan tipler, HPV 6 ve 16 olmuştur.

Oral kavite de HPV ile enfekte olabilen ve HPV’yi bulaştırabilen bir yoldur. Nasıl ki, serviks epiteline HPV’nin girmesi için mikroyaralar gerekiyorsa ve cinsel ilişkinin kendisi mikroyara sebebiyse, oral kavitede de diş bakımı, yemek yeme gibi mikroyara yaratacak birçok aktivite mevcuttur.

Oto-inokülasyon

HPV’nin non-seksüel olası bulaşında diğer yol da oto-inokülasyondur. Bununla ilgili datalar, daha önce ilişkiye girmediğini belirten kadınlar ve çocuklar üzerinde yapılan çalışmalardan gelmektedir. Cinsel ilişki hikayesi olmayan ve olan kadınların HPV pozitifliğine bakan bir çalışmada, ilk grupta %51 hastada, ikinci grupta ise %69 hastada HPV saptanmıştır. Yani, cinsel ilişkiye girmediğini fiade eden kadınların yarısında HPV maruziyeti bulunmuştur. Çocuklarda yapılan bir çalışmada, düşük rüsk HPV tipleri gösterilebilmiştir. Özellikle HPV ile enfekte kişilerin parmaklarında HPV DNA saptanmıştır. Dolayısıyla, bu kişilerin HPV’yi elleriyle kendilerine ve etrafındaki kişilere, non-seksüel fiziksel kontaktla bulaştırması mümkündür.

Vertikal bulaş

Anneden bebeğe vertikal bulaş, diğer olası bulaş yollarından birisidir. Bu potensiyel bulaş, uterus içine olabileceği gibi, doğum esnasında veya doğum sonrası temasla da olabilir. HPV’li annenin doğum kanalından bebeğe geçiş gösterilmiştir. Hatta, annedeki HPV DNA yükü ne kadar çoksa, infanta HPV geçme ihtimali de o kadar yüksektir. Genom sekansları ve HPV tiplendirmeleri çalışmalarının sonuçlarına göre, infanta bulaşta anne direk sorumludur. HPV (+) gebelerde, HPV DNA, hem plasenta hem de amniyotik sıvıda gösterilmiştir. Bu durum, konjenital enfeksiyon olasılığını akla getirse de, bebeğe bulaşta en yüksek risk, doğum esnasında enfekte doğum kanalından geçiştedir. Birçok kez, HPV DNA, yenidoğanın oral kavitesinde bulunur. HPV’nin oral kanserlerle ilişkili olduğunu biliyoruz ancak, yenidoğana bulaşan HPV’nin regresyonu 1-2 ay içinde %90’ın üzerinde, 6. ayda ise %100’dür. Bununla beraber, HPV 6 ve -11 gibi düşük risk tipler, jüvenil reküren respiratuar papillomatozise yol açabilir. Genellikle, 2-5 yaşları arasında ortaya çıkar. Kondilomu olan kadınların çocuklarında gelişme ihtimali, kondilomu olmayan kadınların çocuklarına göre 200 kat daha fazladır.

Toplumda ne sıklıkta görülür?

Kadın ve erkeklerin birçoğu, HPV’ye ilk kez 15-25 yaş aralığında maruz kalır. 50 yaşına kadar, cinsel aktif erişkinlerin %75-80’i en az bir genital HPV enfeksiyonuna yakalanacaktır.

Bende HPV olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

HPV ile enfekte kişilerin birçoğunda herhangi bir bulgu veya semptom olmaz. Yine bu kişilerin çok büyük bir kısmında, HPV’ye bağlı bir sorun gelişmeyecektir. Bununla birlikte, HPV’li kişilerin %10-20’sinde HPV enfeksiyonu gerilemeyebilir. Bu durumda, HPV’ye bağlı lezyon gelişme ihtimali, özellikle servikal kanser öncesi lezyonlar ve servikal kanser (rahim ağzı kanseri), bulunmaktadır. HPV enfeksiyonu ile başvuran hastaların birçoğu, kanser endişesini taşısalar da unutulmamalıdır ki, yeni HPV enfeksiyonundan sonra serviks (rahim ağzı) kanseri gelişimi, ortalama 20-25 yılı almaktadır. Bu sebeple düzenli olarak rahim ağzı kanseri taraması (HPV testi ve/veya smear testi) yaptıran hastalarda, kanser gelişiminden önce, oluşacak lezyonların tanı ve tedavisi kolaylıkla sağlanabilmektedir. Smear veya HPV testinde anormallik saptanmış hastalarımıza söylediğimiz şey, ‘endişe etmemeleri, önerdiğimiz işlemleri ve takipleri yaptırdıkları sürece kanser gelişme ihtimallerinin oldukça düşük olduğu’dur.

HPV aşısı yaptırabilir miyim?

Dünya genelinde üç farklı HPV aşısı mevcuttur: 2’li aşı (HPV 16 ve 18’e karşı koruma sağlar); 4’lü aşı (HPV 6, 11, 16 ve 18’e karşı koruma sağlar); 9’lu aşı (HPV 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruma sağlar).

15 yaş altında, immün sistemi baskılayan hastalığı olmayan bireylerin en az 6 ay arayla, toplamda iki kez aşılanması uygundur.

15 yaş veya üzerinde iseniz, üç enjeksiyon olmanız gerekmektedir. İkinci enjeksiyon, ilkinden 1-2 ay sonra; üçüncü enjeksiyon ise ilkinden 6 ay sonra yapılır.

Eğer immün sisteminizi baskılayan bir hastalığınız varsa, yaşınız kaç olursa olsun, üç kez aşılanmanız gerekmektedir.

Aşı herkes için uygun olmayabilir. Bazı nadir durumlarda (allerji, gebelik, vb.) detaylı bilgi almak için doktorunuzla yüzyüze görüşmeniz uygun olacaktır. Unutmayınız ki, tıbbi problemleriniz ve sorularınız ile ilgili en iyi bilgiyi daima, hekiminiz yüzyüze verecektir.

Kimler aşılanmalı?

Birçok gelişmiş ülkede, çocuklar, 9 yaşından itibaren HPV aşılanma programına alınmaktadır. Aşılanmamış kişiler için de 26 yaşına dek aşı sağlanmaktadır. FDA tarafından HPV aşısının kullanımı 45 yaşına dek onaylanmıştır.

HPV aşısından en iyi faydayı görecek kişiler, cinsel aktif olmadan önce aşılanann ve böylece daha önce HPV’ye maruz kalmadan korunma sağlanmış kişiler olacaktır. Aşı, HPV enfeksiyonu olan kimsenin virüsü temizlemesine veya servikal lezyonu olan hastalarda lezyonun gerilemesine katkı sağlamayacaktır. Yine de, daha önceden cinsel aktif olsanız dahi, genital siğil gelişmiş olsa dahi, HPV testiniz ve/veya smearinizde anormallik saptanmış olsa ve hatta servikal kanser öncesi lezyonlar nedeniyle tedavi olmuş olsanız dahi (ör: konizasyon (LEEP)), HPV aşısından bir dereceye kadar fayda görebilirsiniz.

Çocuklarınızı aşılatın, çünkü aşı en iyi, cinsel aktif olmadan önce yapılırsa işe yarar.

HPV aşısı, ne kadar etkilidir?

HPV aşısı, HPV enfeksiyonlarını ve buna bağlı hastalıkları önlemede OLDUKÇA EFEKTİFtir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, kişinin özelliğine göre (yaş, cinsel aktivite, immün sistem…) aşının etkinlik oranı değişebilir.

Aşı, genital siğilleri (kondilom) engeller. Partnere HPV bulaşını engeller. Sadece rahim ağzı kanserini değil, HPV ile ilişkili anal kanseri, ağız ve boğaz kanserlerini engeller.

Aşı, ne kadar süre boyunca koruma sağlar?

HPV aşısının geçmişi, 2006’ya dayanır. Görece yeni olan bu aşı için, ne kadar süre boyunca etkin olduğu ve ileride tekrar aşılama gereksinimi ile ilgili henüz yeterli bilimsel veri yoktur. Kısa dönemli yapılan çalışmalarda, HPV aşısının zaman içerisinde etkinliğinin azaldığı gösterilmemiştir.

Aşı yaptırdım, hala rahim ağzı kanseri taraması yaptırmam gerekir mi?

Evet. HPV aşısı yaptırmanız, rahim ağzı kanseri taramalarınızın sıklığını değiştirmeyecektir.  Unutmayın, HPV aşısı, 100’den fazla HPV tipinin tamamını kapsamamaktadır. Yine de, test yaptırmaya giderken daha rahat gidebilrisiniz J

HPV aşısının yan etkileri nelerdir?

HPV aşısının yan etkileri, diğer aşılardan farklı değildir. En sık rastlanan yan etki, enjeksiyon bölgesinde hafif kızarıklık ve hassasiyettir.

Gebelikte aşılanmanın fetusa herhangi bir olumsuz etkisi olmasa da, aşının gebelikte yapılması önerilmez.

Serviks (rahim ağzı) kanseri taraması nasıl yapılır?

Tarama için elimizde iki testimiz var: Smear testi ve HPV testi. Her ikisi de jinekolojik muayene esnasında, rahim ağzından alınan sürüntünün incelenmesine dayanır. Her ikisi bir arada yapılabildiği gibi, bazı kişilerde tek test yapılabilmektedir. Ülkemizin ulusal tarama programına göre, 30 yaşın üzerindeki kadınlarda, her 5 yılda bir HPV testi yapılmaktadır.

Smear veya HPV testim pozitif geldi. Ne yapmalıyım?

Endişe etmeyin! Sonuçta bu bir tarama testi. Her tarama testinde olduğu gibi, herhangi bir hastalık veya şüpheli durum olmadığı halde, yanlış olarak testin pozitif geldiği kişiler hep olacaktır. Bununla beraber, her iki test için de anormallik çeşitleri bulunmaktadır. Yapmanız gereken, bir jinekoloğa başvurmanızdır. Anormal tarama sonucu olan hastaların bir kısmında ileri tanı-tedaviye gerek kalmayacaktır. Bazı durumlarda kolposkopi (rahim ağzı ve vajinanın mikroskop ile incelenmesi) ve bulgulara göre biyopsi yapılması gerekebilir. Bunun kararını hekiminizle birlikte vereceksiniz. Hiçbiri, korkmanız, endişe etmeniz durumlar değil.

Kolposkopi nedir? Nasıl yapılır?

Kolposkop, serviksi (rahim ağzını), vajinayı, vulvayı ve anüsü 40 kata dek büyütüp inceleme şansı veren mikroskoptur. Kolposkopi, ortalama 5-10 dakika sürer. Rutin jinekolojik muayeneden pek farkı yoktur. İşlem esnasında anormal bölgeleri görmek amaçlanır. Bu amaçla, rahim ağzına asetik asit uygulanır. Bunu hafif bir yanma olarak hissedebilirsiniz. Gerekli görüldüğünde, biyopsi yapılabilir. Çoğu durumda lokal anestezi gerektirmez. Biyopsi, hafif kasılmaya yol açabilir ama korkacak seviyede ağrıya yol açmayacaktır. Biyopsi alınması, endişeye sokmasın. Bu sizde kanser öncesi lezyon olduğu anlamına gelmez. Alınan doku, patoloji laboratuarına gidecek ve patolog tarafından incelenecektir.

Kolposkopiyi, adet kanaması bittikten sonraki günlerde  yapabilmekteyiz. Eğer kan sulandırıcı kullanıyorsanız, muhakkak hekiminizi bilgilendirin.

Kolposkopi sonrası dikkat etmeniz durumlar hakkında hekiminiz bilgilendirme yapacaktır.

Genital siğilim var. Niçin oluştu? Nereden kaptım? Geçer mi? Tekrarlar mı? Kanser olur muyum?

Yukarıda da belirttiğim gibi, 100’ün üzerinde HPV tipi vardır. Bunlar içinde kansere yol açan bazı tipler olduğu gibi ( en çok 16 ve 18), siğillerin çoğuna da tip 6 ve 11 yol açar. Tip 6 ve 11’e bağlı kanser gelişimi beklenmez.

Genital siğiller de direk cilt temasıyla gerçekleşir. Bunların neredeyse tamamı cinsel ilişkiyle oluşur.

Siğillerin tedavi edilmesi, HPV’nin bulaştırılmasını engellemez. HPV’li kişilerin çoğunda da siğil gelişmez.

Siğiller, HPV’ye maruz kaldıktan haftalar sonra da gelişebilir, aylar sonra da. Dolayısıyla, ne zaman ve nasıl enfekte olduğunuz, çoğu zaman bilinemez.

Genital siğillerin tipine, yerleşimine, yayılımına ve hastanın özelliklerine göre elimizde birçok tedavi alternatifi vardır. Yüksek oranda tedavi olasılığımızın yanında, hepsinde bir miktar siğil tekrarlama riski bulunmaktadır. Detayları muayene sonrasında hekiminizle konuşmanız uygundur.

Menopoza girdim. Lekelenmem oldu. Ne yapmalıyım?

Menopozda vajinal kanamaya yol açan birçok sebep vardır. Hormon tedavisi alan kadınlarda adet vasfında kanama izlenebilir. Bunun dışında ise, menopozdaki kanamalar anormal olarak kabul edilir. Bu durumda muhakkak hekiminize başvurmanız gerekmektedir.

Menopozdaki kanamaların belli başlı sebepleri şunlardır:

  • Atrofi (menopoz öncesine göre düşük hormon seviyesinden dolayı rahim içi dokusunda ve vajinada doku incelmesi)
  • Rahim içi dokusunda kanser öncesi durumlar (hiperplazi) veya rahim duvarı kanseri
  • Polip, myom
  • Enfeksiyon
  • Kan sulandırıcı ilaç kullanımı

Myom nedir, niçin oluşur?

Rahimde oluşan büyüme alanları, urdur. Rahimin büyük bir kısmı kastan oluşmaktadır. Myomlar da kastan köken alır. Rahim içinde, ortasında, dışında olabilir. Tüm rahimi sarabilir. Çoğu kez, birden fazla olarak bulunurlar. İyi huylu tümörlerdir ve kansere dönüşme ihtimalleri göz ardı edilebilir.

Myomların oluşma sebebi, kesin olarak bilinmemektedir. Östrojen ve progesteron hormonlarına cevap vermektedirler. Ayrıca, bazı kadınlarda, myom gelişimine yatkınlık gösteren özel genler bulunmaktadır. Toplumdaki kadınların yaklaşık %80’inde myom gelişmiştir veya gelişecektir.

Bende myom olup olmadığını nasıl anlarım?

Myomlar, mikroskobik olabildiği gibi, greyfurt boyutunda ve hatta daha da büyük olabilirler. Çoğu küçüktür ve herhangi b ir şikayete yol açmaz. Yine de bazı myomlar (boyutlarına ve yerleşim yerlerine göre) adet siklusunun bozulmasına, fazla kanamalara, baskı hissine, ağrıya veya sık idrara çıkmaya yol açabilir.

Bunların yanısıra, her kadının yıllık jinekolojik muayene olmasını önermekteyiz. Bu muayenelerde, myom varlığı görülebilecektir.

Myomlar, hamile kalmaya engel midir? Hamile kalırsam düşük ihtimalini arttırır mı?

Myomu olan birçok kadın, herhangi bir sorun yaşamadan gebe kalabilir. Rahimin iç duvarını bozan bazı myom tipleri, gebe kalmaya çalışan kadınlar için sorun oluşturabilir. Rahimin dış duvarında olup, iç duvarında herhangi bozulmaya yol açmayan myomların ise fertiliteye etkisi oldukça hafiftir.

Dediğim gibi, myomu olan birçok kadın, tamamen normal gebelik geçirecek ve sorunsuz bir şekilde bebeğini kucağına alacaktır. Yine de, küçük bir grupta (büyük myomu olan, yerleşimi riskli olan) myomlar, gebelikte düşük, erken doğum gibi bazı sorunlara yol açabilir.

Myom nedeniyle ameliyat olmalı mıyım?

Yaşınıza, şikayetlerinize, myomun yerleşimine, boyutuna ve görünümüne göre hekiminiz, ameliyat önerebilir. Günlük pratiğimizde, myoma bağlı kanamaları olan, ağrısı olan ve baskı hissi olan hastalara (eğer bu şikayetleri ilaç tedavileriyle geçmiyorsa), gebelik planlayan ve myomun gebeliği kötüleştirebileceğini düşündüğümüz hastalara veya muayenede myomun yanısıra kötü huylu tümör olma ihtimali gördüğümüz hastalara ameliyat önerebilmekteyiz.

Not etmekte fayda var: Myomunuz alındıktan sonra menopoza girene dek tekrarlama ihtimali %10’dur. Dolayısıyla myom ameliyatının gerekip gerekmediği konusunda hekiminize başvurun.

Myom nedeniyle açık ameliyat mı, kapalı ameliyat mı?

Eğer ameliyat gereksinimi doğduysa ve ameliyata karar verdiyseniz, ameliyat şeklini (açık vs kapalı) hekiminizle konuşabilirsiniz. İlk kural şudur: hekimin kendini rahat hissettiği yol tercih edilmelidir.

Elbette ki kapalı ameliyatın (laparoskopi, robotik cerrahi), açık ameliyata göre hasta konforu açısından birçok avantajı (erken ayağa kalkma, erken taburculuk, daha az kesi, estetik avantaj, daha hızlı iyileşme…) mevcuttur. Kendi pratiğimizde, uygun olan tüm hastalara kapalı ameliyat önermekteyiz.

Muayenemde over (yumurtalık) kistim saptandı. Adet düzensizliğim, buna bağlı olabilir mi?

Over (yumurtalık) kistleri, yumurtalıktaki sıvı dolu keselerdir. Hemen her yaştaki kadınlarda izlenebilir. Çeşitli boyutlarda olabilir (2 cm- 40 cm). bazı kadınlarda, bası veya ağrı gibi şikayetlere yol açabilirken, birçok kişide semptom bulunmaz. Düzensiz menstruel sikluslar, nadir durumlar dışında, over kistlerine bağlı değildir.

Yumurtalık (over) kistim nedeniyle ameliyat olmam gerekir mi? Ameliyatta patolojiye parça gidiyor mu?

Over kistleri, her zaman tedavi gerektirmez. Hastanın yaşı, semptomları, muayenes, ve bazı kan sonuçlarına göre, takip veya tedavi kararı verilir. Şu durumlarda, over kisti nedeniyle ameliyat önerebilmekteyiz:

  • Devam eden ağrı-baskı hissi, kistte rüptür (kistin patlaması) ihtimali
  • Kistin boyutunun büyük olması ve kendiliğinden gerileme ihtimalinin düşük olması
  • Kanser şüphesi içermesi
  • Takiplerde kistin gerilememesi ve ultrasonda görüntüde bazı değişiklikler saptanması

İleri tetkik amacıyla çok nadir vakalarda MR veya BT isteriz. Kendi yaptığımız muayene ve ultrason, kistin nasıl yönetileceği (takip mi, tedavi mi) konusunda bize yeterli olacaktır. Ameliyat önerdiğimiz hastalrda, mümkün olan her durumda, öncelik olarak laparoskopi (kapalı ameliyat) sunarız. Kanser şüphesi içeren kist nedeniyle ameliyat ettiğimizde (açık veya kapalı), ameliyat esnasında, kist çıkarılıp o an incelenmek üzere patolojiye gönderilir. Buna frozen section inceleme denir. Yaklaşık 20-30 dakika içerisinde, patoloğun incelemesinden sonra gelecek sonuca göre ameliyat şekillenir.

Open chat
Şimdi Ara!
Yol Tarifi