HPV – Genital Siğil Tedavisi İstanbul 

    Genital siğil; hem erkek hem de kadın cinsel organında görülebilen, karnabahara benzeyen siğil yapılarıdır. Genellikle Human Papilloma Virüs yani HPV adı verilen virüs nedeniyle oluşurlar. HPV, cinsel yolla bulaşan bir virüstür. Oluşturduğu siğillerle birlikte kanser yapma riski de olduğu için HPV’ye karşı önlem almak oldukça önemlidir. Genital siğillerin tedavi edilmesi, HPV’yi tamamen vücuttan atmaz. Ancak siğil yapılarının kümelenmesini engeller ve genital bölgenin doğal görünümünü korumasına yardımcı olur.

    Yazımızın devamında HPV ve genital siğiller hakkında tüm merak ettiklerinize yanıt bulabilirsiniz. İstanbul’da HPV ve genital siğil tedavisi için ise Doç. Dr. İlker Kahramanoğlu ile iletişime geçebilirsiniz.

    Genital Siğil Nedir?

    Genital siğiller, HPV virüsüne bağlı olarak ortaya çıkan cilt hastalıklarıdır. Küçük, karnabahar görünümünde olan bu siğiller bazen tek bir tane bazen ise küme hâlinde görülebilirler. Genital siğil tespit edilen hastada, mutlaka HPV kontrollerinin yapılması gerekir. Bu siğiller herhangi bir şikâyete neden olmazlar. Çoğu zaman kişi dokunarak ya da gözlemle bu siğilleri fark edebilir. Eğer siğilin boyutu büyükse, iç çamaşırına takılarak kişiye fiziksel rahatsızlık da verebilir.

    Human papillomavirüs (HPV), dış genital bölge gibi cilt dokusunda ve vajina, rahim ağzı ve ağız gibi mukozal dokularda sık enfeksiyona yol açan bir virüstür. Genital siğil, diğer adıyla kondilom (kondiloma akuminatum), anogenital bölgede HPV enfeksiyonu sonucu oluşan kabarık, pütürlü siğillerdir. Vulvada, dış genital bölgede, anüs etrafında, kasıklarda veya perinede yerleşebilir. En sık etkenleri, HPV tip 6 ve tip 11’dir.

    HPV Nasıl Bulaşır? Cinsel İlişki Dışında Bulaşabilir Mi?

    Human (İnsan) Papillomavirüs (HPV), cilt temasıyla bulaşan bir virüstür. 100’den fazla farklı tipi vardır. Genellikle cinsel kontakt ile bulaşır. Bu, vajinal ilişki olabileceği gibi, oral seks, anal seks veya genital alanı içeren herhangi bir temasla (ör: elden genital alana) olabilir. Cinsel bulaş, HPV için %100 geçerli olmayabilir. Kondomlar, cinsel yolla bulaşan birçok enfeksiyonu engellerken, HPV’den tamamen korunmayı sağlamaz. Çünkü genital bölgenin tamamını sarmamaktadır. Aynı zamanda kadınlarda, rahim ağzı kanserinin başlıca nedenidir.

    • HPV; vajinal, anal ya da oral cinsel ilişki ile bulaşabilir.
    • Esas bulaş yolu ten temasıdır. Bu nedenle kondom da %100 koruma sağlamaz. Korunmasız her cinsel ilişkide HPV bulaş riski vardır.
    • HPV bazı hastalarda siğil belirtisi göstermez. Bu nedenler partnerlerde siğil olmasa bile bulaşabilir.
    • HPV, doğum sırasında anneden bebeğe geçebilir. Geçse de, bebeklerin neredeyse tamamı, ilk 6 ay içerisinde virüsü temizler.

    HPV (Human Papilloma Virüs) Türleri Nelerdir?

    HPV, Papillomaviridiae ailesine üye olan, zarfsız, çift sarmallı DNA virüsüdür. 200’den fazla farklı tipi vardır. 40’dan fazla farklı HPV tipi, genital bölgede tutulum yapabilir (El-ayakta sık görülen siğiller, genital enfeksiyona yol açan HPV tiplerinden farklı tiplerden kaynaklanır).

    Genital HPV tiplerini, kansere yol açma potansiyellerine göre, düşük riskli ve yüksek riskli olarak ayırmaktayız. Genital siğillere yol açan HPV 6 ve 11, rahim ağzı/vajina/vulva kanserine yol açma ihitmalleri neredeyse yok denecek kadar az olmaları nedeniyle düşük riskli HPV sınıfında yer alırlar.

    HPV, tüm dünya genelinde ve ülkemizde, en sık cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Cinsel aktif bir kadının ömrü boyunca HPV’ye maruz kalmış olma ihtimali yaklaşık %90’dır.

    Düşük riskli HPV türleri: 6, 11, 40, 42, 43, 44, 54, 61, 70, 72, 81

    Yüksek riskli HPV türleri: 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68, 73, 82

    HPV vakalarında en yaygın görülen HPV türleri ise yüksek risk grubundaki 16 ve 18’dir.

    HPV Virüsü Kimlerde Görülür?

    Kadın ve erkeklerin birçoğu, HPV’ye ilk kez 15-30 yaş aralığında maruz kalır. 50 yaşına kadar, cinsel aktif erişkinlerin %75-80’i en az bir genital HPV enfeksiyonuna yakalanacaktır.

    HPV Virüsü Nasıl Bulaşır?

    Genital ve servikal HPV enfeksiyonları, primer olarak genital-genital veya anal-genital temas ile bulaşır. Genital HPV’nin en önemli prediktörü, seksüel aktive olmuştur.

    HPV, Sadece Cinsel İlişkiyle mi Bulaşır?

    HPV, insanlarda en sık cinsel yolla bulaşan virüstür. HPV’nin non-seksüel bulaşı, daima tartışma konusu olmuştur.

    Yeni kazanılan HPV enfeksiyonuyla ilgili yapılan çalışmalarda, HPV’nin ilk cinsel ilişkiden kısa bir zaman sonra vücuda girdiğini göstermiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, üniversitede okuyan ve ilk kez cinsel ilişkiye giren kadınlarda yapılan prospektif bir çalışmanın sonucunda, HPV’nin 24. ayda kadınların %40’ında pozitifleştiğini göstermiştir. HPV (+) olguların da %10’unda HPV 16 izole edilmiştir.

    Yine de, HPV’nin cinsel ilişki dışında da bulaşabildiğini biliyoruz.

    Dış Ortamdan Bulaş

    Hemen hemen her zaman cinsel ilişkiyle bulaşsa da, HPV, stabil kapsidi nedeniyle dış ortama dayanıklı nadir virüslerdendir. Dış yüzeylerde enfeksiyöz yapısını koruyabilir. Hatta, sık kullanılan dezenfektanlara karşı dayanıklıdır. Virüs dış ortamlara, dökülen epitel hücreleriyle bulaşır. Dış ortamda HPV’nin kuruluğa karşı dayanıklılığını test eden bir çalışmada, HPV’nin oda ısısında 3. günde %50 infektivitesini koruduğu gösterilmiştir. Bu data, HPV’nin non-seksüel bulaş riskini ortaya koymaktadır.

    HPV 16’nın, sık kullanılan 11 dezenfektana maruziyetini araştıran bir çalışma ilginç sonuçlar vermiştir. Öncelikle, hastanelerde yaygın olarak kullanılan geniş antimikrobiyal olan glutaraldehite bakacak olursak (glutaraldehitin adenovirüs, parvovirüs, enterovirüslere karşı etkin olduğu gösterilmiştir), HPV, glutaraldehitin etkilerine rezistan kalmayı başarmıştır. Glutaraldehitin alternatifi olarak kullanılan ortofitalaldehit de HPV 16’ya karşı tam etkinlik gösterememiştir. Etanol ve izopropanol gibi alkol bazlı dezenfektanlara karşı da HPV, dayanıklı kalmıştır. HPV, nihayet, hipoklorit ve perasetik asite karşı duyarlı bulunmuştur. Burada önemsenmesi gereken noktalardan biri şudur: el dezenfektan sistemleri, HPV’nin bulaşını efektif olarak önlememektedir.

    Nozokomiyal bulaşlar, birçok virüs enfeksiyonu için oldukça yaygındır. HPV’nin hastane kaynaklı bulaşında, önemli potansiyel yol, transvajinal ultrason problarıdır. HPV barındıran vajinal problar, muayene esnasında serviks ve vajina ile temasta olacağı için bulaştırmaya adaydırlar. Problar üzerinde HPV DNA bakılan çalışmalarda, sadece HPV DNA değil, aynı zamanda serbest virionların da varlıkları gösterilmiştir. Problar, hastalar arasında temizlense de, geniş sterilizasyon özellikle de aletin hassasiyeti düşünüldüğünde sıkça uygulanmamaktadır. Her hasta için muayene esnasında prob üzerine kılıf (prezervatif, eldiven,…) yerleştirilir. Fakat, bu kılıfların perforasyon ihtimali %9’lara dek varmaktadır.

    Jinekoloji polikliğindeki aletler üzerinde yapılan bir çalışmada, aynı günün sabahı ve akşamında, aletlerin içerdiği HPV ve tiplerine bakılmıştır. Muayene masası, kolposkop, muayene lambası, klozet kapağı ve sifon, bakılan bazı aletlerdendir. Bu belirttiğimiz aletlerin hiçbirinde sabah 08:30’da HPV saptanmazken, akşamüstü 16:30’da hepsinde HPV saptanmıştır. En çok saptanan tipler, HPV 6 ve 16 olmuştur.

    Oral kavite de HPV ile enfekte olabilen ve HPV’yi bulaştırabilen bir yoldur. Nasıl ki, serviks epiteline HPV’nin girmesi için mikroyaralar gerekiyorsa ve cinsel ilişkinin kendisi mikroyara sebebiyse, oral kavitede de diş bakımı, yemek yeme gibi mikroyara yaratacak birçok aktivite mevcuttur.

    Oto-inokülasyon

    HPV’nin non-seksüel olası bulaşında diğer yol da oto-inokülasyondur. Bununla ilgili datalar, daha önce ilişkiye girmediğini belirten kadınlar ve çocuklar üzerinde yapılan çalışmalardan gelmektedir. Cinsel ilişki hikayesi olmayan ve olan kadınların HPV pozitifliğine bakan bir çalışmada, ilk grupta %51 hastada, ikinci grupta ise %69 hastada HPV saptanmıştır. Yani, cinsel ilişkiye girmediğini fiade eden kadınların yarısında HPV maruziyeti bulunmuştur. Çocuklarda yapılan bir çalışmada, düşük rüsk HPV tipleri gösterilebilmiştir. Özellikle HPV ile enfekte kişilerin parmaklarında HPV DNA saptanmıştır. Dolayısıyla, bu kişilerin HPV’yi elleriyle kendilerine ve etrafındaki kişilere, non-seksüel fiziksel kontaktla bulaştırması mümkündür.

    Vertikal bulaş

    Anneden bebeğe vertikal bulaş, diğer olası bulaş yollarından birisidir. Bu potensiyel bulaş, uterus içine olabileceği gibi, doğum esnasında veya doğum sonrası temasla da olabilir. HPV’li annenin doğum kanalından bebeğe geçiş gösterilmiştir. Hatta, annedeki HPV DNA yükü ne kadar çoksa, infanta HPV geçme ihtimali de o kadar yüksektir. Genom sekansları ve HPV tiplendirmeleri çalışmalarının sonuçlarına göre, infanta bulaşta anne direk sorumludur. HPV (+) gebelerde, HPV DNA, hem plasenta hem de amniyotik sıvıda gösterilmiştir. Bu durum, konjenital enfeksiyon olasılığını akla getirse de, bebeğe bulaşta en yüksek risk, doğum esnasında enfekte doğum kanalından geçiştedir. Birçok kez, HPV DNA, yenidoğanın oral kavitesinde bulunur. HPV’nin oral kanserlerle ilişkili olduğunu biliyoruz ancak, yenidoğana bulaşan HPV’nin regresyonu 1-2 ay içinde %90’ın üzerinde, 6. ayda ise %100’dür. Bununla beraber, HPV 6 ve -11 gibi düşük risk tipler, jüvenil reküren respiratuar papillomatozise yol açabilir. Genellikle, 2-5 yaşları arasında ortaya çıkar. Kondilomu olan kadınların çocuklarında gelişme ihtimali, kondilomu olmayan kadınların çocuklarına göre 200 kat daha fazladır.

    HPV Siğilleri Kendiliğinden Geçer Mi?

    HPV’nin neden olduğu siğiller, çoğunlukla kendiliğinden geçmez. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmesi gerekir. HPV siğilinin tedavi edilmesi, HPV’nin de tedavi edildiği anlamına gelmez. Siğiller yok edilse bile, virüs hâlâ vücuttaki varlığını sürdürüyor olabilir. Bu nedenle düzenli takip önemlidir. Ancak siğillerin tedavi edilmemesi, estetik sorunlara yol açabilir. Bazı kişilerde siğiller birikerek, küme hâlini alırlar. Bu durumdaki siğiller iç çamaşırına da takılabilir. Bu nedenle estetik sıkıntılarla birlikte fiziksel rahatsızlığa da neden olabilir.

    Genital siğillerin %90’ından fazlasında etken, HPV 6 ve/veya -11’dir. Genital siğiller, kondiloma akuminatum veya kondilom olarak da adlandırılmaktadır. Cilt üzerinde bulunabildikleri gibi, vajina, anüs gibi mukozal alanlarda da tutulum yapabilmektedir. HPV’ye bağlı gelişen en sık lezyon olan genital siğiller, hastaları sadece fizyolojik olarak değil, psikolojik ve sosyal olarak da etkilemektedir.

    Genital siğiller, genellikle polimorfik, asimetrik, karnabahar görünümünde belirti verir. Bununla beraber, düz, sivri, papuler lezyonlarla da karşımıza çıkabilir. Tek lezyon şeklinde bulunabileceği gibi, multipl lezyonlar halinde de bulunabilir. Beyaz, ten rengi, eritematöz, kahverengi, hiperpigmente gibi değişişk renkte olabilir. Palpasyonda yumuşak hissedilir. Boyutları 1 mm’den birkaç cm’e dek değişmekte olup bazen dev boyutlarda görülebilmektedir.

    HPV – Genital Siğiller Nasıl Tedavi Edilir?

    Genital siğillerin tanısında klinik görünüm yeterlidir. Kanser veya öncü lezyon (vulvar intraepitelyal neoplazi-VIN veya vajinal intraepitelyal neoplazi-VaIN) şüphesi olduğunda veya hastanın bağışıklık sistemi baskılanmışsa, tanıda belirsizlik mevcutsa, lezyonlar standart tedaviye yanıt vermiyorsa ve lezyon tedavi döneminde şekil değişikliği gösteriyorsa dikkatli olunmalı ve  biyopsi yapılmalıdır.

    HPV’li hastalar, tekrar eden enfeksiyonlarla psikolojik sorunlar yaşayabilmektedir. Şunu bilmekte fayda var ki, HPV enfeksiyonu bulunan ve immün sistemi normal olan kişiler, HPV’yi kaptıktan sonra 12 ay içinde %80, 24 ay içinde %92 ihtimalle HPV’yi temizleyecektir.

    HPV’ye bağlı lezyonlar ise nadiren kendiliğinden kaybolabilir. Bunun için sağlam bağışıklık sistemi gerekir. Özellikle sağlam bağışıklık varlığı, gizli HPV enfeksiyonlarını yüksek oranda kontrol altında tutar, hastalık oluşumunu engeller ve nüks ihtimalini azaltır. İmmün sistemin baskılandığı durumlarda ise bu korunma olamayacağından, genital siğil tekrarı daha yüksek oranlarda olabilmektedir. Genital siğil tedavisinde amaç, mevcut lezyonların ortadan kaldırılarak fiziksel ve kozmetik iyileşmenin sağlanmasıdır.

    Genital siğil tedavisi, hastaya göre değişir. Siğilin yerleşimi, yaygınlığı, tipi, ne kadar süredir var olduğu ve hastaya ait bazı özellikler, tedavi seçimimizi etkiler. Sonuç olarak, genital siğil ile başvuran hastalarımızda, hastaya göre tedavi uygulamaktayız. Siğil tedavisinde başarı oranımız, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki ileri klinik literatürleriyle uyumlu olup %90’ın üzerindedir.

    Anogenital siğilin tedavisinde birinci basamak kesin bir yöntem yoktur. İdeal tedaviye karar verirken lezyonun sayısı, büyüklüğü, morfolojisi, keratinizasyon derecesi, lokalilzasyonu, hastanın tercihi, hekimin tecrübesi, uygulamanın maliyeti ve yan etkileri dikkate alınmalıdır. Sonuç olarak anogenital siğil tedavisi bireyselleştirilmeli, yani hastaya göre tedavi uygulanmalıdır. Mevcut tedavilerle genital siğillerin yaklaşık %60-95’i tedavi edilebilir.

    Genital siğillerin tekrar etme oranları, literatürde geniş bir aralıkta (%25-65) bildirilmektedir. Hastalık tekrarının bu kadar yüksek oranlarda olmasındaki neden, yaygın hastalık veya gizli lezyonların rol oynaması dışında hekimin deneyim eksikliğidir. Hangi lezyona nasıl bir tedavi uygulanacağının doğru belirlenmesi gerekir. Bu noktada hekimin konu ile ilgili tecrübesinin rolü önemlidir.

    Tedavide amacımız, semptomları azaltmak ve görünür lezyonların yok olmasını sağlamaktır. Genital siğil tedavisiyle, HPV  DNA pozitifliğini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedavi yoktur.

    Tedavi yöntemleri, sitodestrüktif tedavi (direkt siğilin yok edildiği) ve immünite aracılı tedaviler olarak sınıflandırılabilir. Verilen eğitim sonrası, hastanın kendisine uygulayabileceği tedavi yöntemleri olduğu gibi, hekim tarafından uygulanması gereken yöntemler de mevcuttur. Bazı durumlarda hastanın kendisi tarafından uygulanan tedaviler (hastaların mahremiyetinin ve evde uygulanabilirliğinden dolayı) tercih edilebilir. Bu tedavi yönteminin etkili olabilmesi için hastalara tedavi ile ilgili yeterli bilgi verilmeli ve tedavi dönemlerinde tedaviye verdikleri yanıtın değerlendirilmesi için mutlaka klinik kontrollere gelmeleri sağlanmalıdır.

    HPV’yi önlemede 2×2 adımımız var:

    • HPV aşısı yaptırınız (Detaylı bilgi için lütfen Sık Sorulan Sorular kısmına bakınız).
    • Sigara içiyorsanız, mümkünse bırakınız.

    Diğer iki adımımız ise şunlardır:

    • Düzenli jinekolojik muayeneye gidip HPV ve/veya smear testinizi yaptırınız.
    • HPV enfeksiyonunuz varsa, tedaviye uygun iseniz HPV’ye bağlı lezyon gelişmeden tedavi olunuz.
    • HPV’den korkmayın, gecikmekten korkun.

    İstanbul HPV – Genital Siğil Tedavisi Fiyatları

    HPV ile enfekte kişilerin birçoğunda herhangi bir bulgu veya semptom olmaz. Yine bu kişilerin çok büyük bir kısmında, HPV’ye bağlı bir sorun gelişmeyecektir. Bununla birlikte, HPV’li kişilerin %10-20’sinde HPV enfeksiyonu gerilemeyebilir. Bu durumda, HPV’ye bağlı lezyon gelişme ihtimali, özellikle servikal kanser öncesi lezyonlar ve servikal kanser (rahim ağzı kanseri), bulunmaktadır. HPV enfeksiyonu ile başvuran hastaların birçoğu, kanser endişesini taşısalar da unutulmamalıdır ki, yeni HPV enfeksiyonundan sonra serviks (rahim ağzı) kanseri gelişimi, ortalama 20-25 yılı almaktadır. Bu sebeple düzenli olarak rahim ağzı kanseri taraması (HPV testi ve/veya smear testi) yaptıran hastalarda, kanser gelişiminden önce, oluşacak lezyonların tanı ve tedavisi kolaylıkla sağlanabilmektedir. Smear veya HPV testinde anormallik saptanmış hastalarımıza söylediğimiz şey, ‘endişe etmemeleri, önerdiğimiz işlemleri ve takipleri yaptırdıkları sürece kanser gelişme ihtimallerinin oldukça düşük olduğu’dur.

    İstanbul HPV ve genital siğil tedavisi hakkında daha fazla bilgi almak için Doç. Dr. İlker Kahramanoğlu ile iletişime geçebilirsiniz.


    Open chat
    Şimdi Ara!
    Yol Tarifi